Siyasetçi, Yazar ve Belgesel Yapımcısı
Orhan Miroğlu; Türkiye'nin son yarım asırlık siyasi tarihine tanıklık etmiş, toplumsal travmaların merkezinde yer almış ve bu tanıklığı entelektüel bir üretime, mağduriyeti ise sivil bir siyasi mücadeleye dönüştürmüş çok yönlü bir fikir insanıdır. Siyasetçi kimliğinin yanı sıra kaleme aldığı kitaplar, köşe yazıları ve görsel hafıza çalışmalarıyla Türkiye'nin demokratikleşme ve yüzleşme literatürüne önemli katkılar sunmaktadır.
1953 yılında Mardin'in Midyat ilçesinde, Gelinkaya'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Batman ve Diyarbakır'da tamamladıktan sonra, Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nden mezun oldu. Gençlik yılları, Türkiye'nin en çalkantılı politik dönemlerine denk geldi.
12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından tutuklandı. Türkiye siyasi tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Diyarbakır Cezaevi'nde, insanlık onuruna aykırı uygulamalara maruz kalarak hapis yattı. 1988 yılında tahliye olduğunda, geride sadece kişisel bir travma değil, aynı zamanda ileride kaleme alacağı eserlerin "hafıza temelini" oluşturan bir toplumsal yüzleşme bilinci vardı.
1992 yılında, Kürt aydını ve yazar Musa Anter ile birlikte Diyarbakır'da silahlı saldırıya uğradı. Anter'in hayatını kaybettiği bu saldırıdan ağır yaralı olarak kurtulan Miroğlu, şiddetin ve çatışmanın karşısında "sivil ve demokratik siyaset" fikrinin yılmaz bir savunucusu oldu.
Orhan Miroğlu, uzun yıllar sivil toplum ve medya alanında sürdürdüğü mücadelesini, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) çatısı altında aktif siyasete taşıdı.
Bir "Hafıza İşçisi" olarak tanımlanabilecek Miroğlu, Türkiye'nin önde gelen gazetelerinde (Radikal İki, Taraf, Star, Zaman, Yeni Şafak, Independent Türkçe vb.) yıllarca köşe yazarlığı yaptı. Yazılarında Kürt meselesi, Ortadoğu siyaseti, yüzleşme kültürü ve demokratikleşme konularını işledi.
Miroğlu, son yıllarda yazılı eserlerinin yanı sıra, tarihe görsel notlar düşmek adına belgesel yapımcılığına yöneldi. Bu alandaki çalışmaları, siyasi ve insani birer manifesto niteliğindedir.
Diyarbakır Anneleri'nin HDP il binası önündeki evlat nöbetini konu alan bu belgesel; terörün ayırdığı aileleri, annelerin çığlığını ve direnişini evrensel bir dille ekrana taşıdı.
Miroğlu'nun senaryosunu yazdığı ve yönettiği bu başyapıt, 12 Eylül Diyarbakır Cezaevi gerçeğiyle sinematografik bir yüzleşmedir. Adını o dönemin posta kodundan alan eser; mektuplar, tanıklıklar ve yaşanmışlıklar üzerinden Türkiye'nin hafızasına silinmeyecek bir not düşmektedir.
Orhan Miroğlu, halen siyasi çalışmalarına, konferanslarına ve yeni kitap projelerine devam etmektedir. Toplumsal barışın inşası için "sözün ve sanatın gücüne" inanarak, Türkiye'nin hikayesini anlatmayı sürdürmektedir.
"Türkiye geçmişiyle tam olarak yüzleşebilmiş bir ülke değil ama Diyarbakır Cezaevi bu yüzleşmenin kavşak noktalarından biridir."